İsyaaan

Ot ye süt iç, ot ye süt iç, hopla zıpla, yürü… Bozulan bir bedeni düzeltmek ne kadar zormuş. Ama gelişme var belim artık zorlamıyor, hareketlerimi kısıtlamıyor. Sol omzumu düzeltemedim hala o ayrı mesele, zamanla o da olacak 😊 Ama konuşmak, bilmiyorum ya ne konuşulur ki. Naber, iyi, senden naber.

Bugün biraz tembellik yaptım ama olsun telafi ederim. Günü Halil Sezai nin bir parçası ile kapatalım ama Ayda söylesin 😊

😎😎😎

Harici harddiskim bozuldu. İçindeki tüm verilerim uçtu gitti. Mp3 lerim, filmlerim, yazılarım, tezim, ders notlarım, resimlerim, programlarım, image dosyalarım, oyunlarım, e-kitaplarım filan… Üzüldüm ama o kadar da büyütmeye gerek yok. Geçmişe bir çizgi çekmiştik. Sıfırdan başlıyorduk zaten her şeye yeniden ama farklı bir şekilde 😊

90 günlük bir program yaptık bakalım. İlk günü bugün yarım yamalak tamamladık. Kaldı 89 gün, kesin tamamlayamam 😊 Zamanı kullanabilecek miyim göreceğiz. Ulaşım araçlarında roman tarzı kitaplar okuyabildiğim kadar artık, çalışır iken öğle arasında Kpss/Ales, akşamları bir buçuk saat kadar spor, spordan sonra dizi/film. Ne ara yemek yiyebileceğim onu düşünüyorum… Yoga da yapmak lazım bir kez daha sinir sıkışması yaşamak istemiyorum, bedenimi esnetmem lazım… Sigarayı da azaltmak lazım. Pöf çok şey yapmak lazım ya kim yapacak bunları :’(

Yoruldum…

“Hayallerin ne kadar büyük olursa, hayal kırıklığın da o kadar gürültülü olur”

Benim en büyük hayalim ne idi de, bu kadar hayal kırıklığı yaşadım her zaman? Hayalimden hiç bahsetmemek en iyisi. “Bu muydu hayalin” der ve gülerler 😊

Şimdi ise hayalimden çok çok uzağım artık. Gerçekleşmeyecek bir rüyadan ibaret oldu. Gerçeklese bile ben…. Ben… Ben yoruldum artık…

Derdim Çok…

Rüyanızda hiçbir çiçeğin kokusunu aldınız mı? Ben almıştım. Siz hiç, bir yıldızın size bakıp kaçtığını gördünüz mü? Ben görmüştüm… Yok ya olmuyor, ben duygusal moda giremiyorum, neden bilmiyorum ama olmuyor işte. Aslında çok duygusal bir adamım ben ama işte girmek istemiyorum o moda. Sonra diyorlar vay şunu taklit ediyo, vay bunun gibi davranıyor. Sonra Murat abi ordan diyo “olm evlenmeyin” zaten nüfusuna da almıyor beni. Dedim o kadar “abi işim var hazır büyümüş çocuk işte daha ne istiyosun” diye ama yok illa da almam da almam. İyi o zaman ya almazsan alma bak nerden nereye geldik. Cumartesi bugün ya evde kaldım yine. Canım çok sıkılıyor, pazartesi gelse de işe gitsem en azından vakit geçiyor çalışarak.

Bugün Cumartesi evet evet cumartesi bugün. Tam duygusal moda bağlanacaktım bugün, birkaç güzel bir şeyler çıkarmak için ama olmadı işte yine saçmaladık. Arkadaşım masal yaz diyor, önce küçük küçük bir şeyler. 1, olmadı 2, olmadı 1000 tane, elbet yazarsın diyor. Aslında ben de malzeme çok ama kelimelere dökmek çok zor ya. Sonra bir dizi ya da bir film ya da bir kitap görüyorum “hay sizin ya, yine benden önce yapmışlar” diyorum olmuyor, yine tıkanıp kalıyoruz. Bugün de işte o günlerden biri, yine tıkanıp kaldık. Daha “A” demeden bitti. Aman boş ver ya ne yazacaksın ki, yazsan ne olacak sanki, bir şeyler mi değişecek. Neyse ya bugünde bir şekil bitecek, bir alıntı ile bitirelim en iyisi:

“Kaybetmekten korktuğumdan değil, yarışmaktan anlamam. Hem sevgi dediğin nasıl yarıştırılır ki? İlla bağıra çağıra haykırmak mı gerekir sevdiğini? Gösterişli hediyelerle ya da şaşalı cümlelerle süslemek mi gerekir sevgiyi? Ne gözlerine bakıp söyleyebilirim ne de pazarlayabilirim sevgimi.”

Altered Carbon

Biten günden anlatacak fazla bir şey yok :/ Her zaman ki rutin şeyler :/ Farklı olarak sabah 2,5 lira bir çaya verdim, bir hafta idare eder bu beni :/  

Neyse ilginç bilim kurgu filmleri yapmışlar. Özellikle Altered Carbon u beğendim😊 Kitabını henüz okumadım. İnsan bilincini bir belleğe kopyalayıp, clone suretlerine yerleştiriyorlar ve belleğin parçalanmasını gerçek ölüm diye tarif etmişler. Gerçek ölüm, beden normal ölümünü ya da ruhun bedeni değiştirdiğinde olur. Blincin bir belleğe kopyalanması, farklı bedenlerde bu kopyanın kullanılmasına yol açar sadece. Bir simülasyon gibi ama hepsinin döneceği nokta aynıdır.(Black Mirror dizisinin 4.Sezon 4. Bölümündeki simülasyon gibi)

Umarım birilerinin hayallerini mahvetmemişimdir 😊

Ama her şeye rağmen adı üstünde “Bilim Kurgu” 😊

Bazı şeylerde mantık aramamak gerekiyor. Kurgu çok güzel ben beğendim 😊

Su yolunu bulur…

İletişim cihazlarını hala sevmiyorum. Telefonu da zaten radyo dinlemek için kullanıyorum, internete girmek, haritadan yolumu bulmak için 😊

Konuşmaya çalışsam, o da direkt olmuyor.

Bir şekil üstesinden geleceğiz artık… Su yolunu bulur diyelim…

Bir günü daha bitirdik…

Kendime yeni bir kulaklık aldım kablosuz 😊 Birazda bununla dinleyeyim müzik, dışarıdaki sesi çok güzel kesiyor. Zaten ne yapacağım ki dışarıdaki sesi 😊

Her zamanki konumuza geri dönelim. İnsanlarla düzgünce tanışabilmek konuşabilmekti konumuz. Ya aynı sınıfta olursunuz ya aynı kursta olursunuz ya da aynı işte… Bunun dışında nasıl konuşabilirim ki? Tanımadan kimse ile konuşamıyorum ki, zaten konuşacak neyim kalmış ki. Ama güzel dinlerim 😊

Tekrar Görüşmek ümidiyle :)

Dün yola çıkmadan önce; tanıdığımdan beridir duruşu, konuşması, hareketleri beni mutlu eden bir arkadaşım ile kısa da olsa biraz vakit geçirdik 😊 Onun hareketli olması beni de canlandırıyor 😊 Kendini gayet güzel yetiştirmiş. Saçları güzeldi keşke kesmeseydi 😊 İzmir’de yaşamak istiyor, ben de gidebilirim belki karar vermedim henüz. Umarım her şey istediği gibi olur 😊

Onunla geçirdiğimiz vakitte, bir an için onu rüyamda gördüğüm an ile karşılaştım. Ama rüyamdaki gibi değildi, sevindim 😊 İsim vermek istemiyorum burada, bir de yanına uğradığımız üstad’ın çizdiği bir şekil, bundan yaklaşık 10 yıl önce sol göz kapağımda gördüğüm şekle benziyordu.

Senin ile tekrar görüşmek ümidiyle, dert etme sakın bir şeyi her şeyin üstesinden gelirsin sen 😊