İlk ay bitti…

Yılın ilk ayı bitti seyir defterim. Önümüzde 11 ay daha var. Saniyelerin bile zor geçtiği bir dünyada koskoca 11 ay.

Sıkıldım. Gitsem mi gitmesem mi diye karar veremiyorum. Dedikodu çok yapan oluyor, ister istemez sinirlerim bozuluyor. Ama ne yaparsın, dilin kemiği yok derler. Bir de ben düzgünce konuşabilsem ama konuşamıyoruz işte düzgünce ne yapalım.

Yine hüzünlendim bugün. Biliyorsun neden hüzünlendiğimi. İmkansızı başar (tabi bunu ispatlayamazsın bu ayrı mesele) , üstüne bedenini az da olsa düzelt. Sonra birdenbire istediğin kişi ile konuşamadan yollar ayrılsın, dedikodular yüzünden. İstediğimin ne olduğunu söylesem gülerler bir de. Bir “Merhaba” diyebilmek içindi işte.

CV  istediler gönderdik bakalım ortam değiştirebilecek miyim? Belki daha iyi olur hava değişikliği 😊 Belki kendi branşımda çalışırsam bilime olan ilgim de tekrar canlanır. Bekliyoruz…

Bugün de geçti gitti hayatımızdan…

Bir günü daha bitirdik cehennemimde.  İnsanlar beni yanlış anlayabiliyor. Giyimimden, yürümemden, konuşmamdan. Malum filmlerin etkisinde kalan insanları da unutmamak lazım geçmişteki ve kendi çıkarlarını düşünen insanlar. Bunlar çok fazla olduğu için, hareketlerime olabildiğince dikkat etsem bile, kendi kurgularını oluşturabiliyorlar. Bilmiyorlar ki beni düzgünce bir hayat sürmek istediğimi.

İş-ev arasında mekik dokumaya devam ediyoruz…

Bu gece de birkaç damla göz yaşım gitti…

Hangi zamanda bulduğun önemli değil ama beni bulmayı unutma…

Bu geceye de veda edelim

Dürüstlüğü neden kimse seçmez de, türlü türlü oyunlarla kendini yüceltmeye çalışır ya da hile ile? Doğduğumdan beridir öğrenmeye çalıştığım sorulardan bir tanesi. Hiç anlam veremedim ben buna. Maddiyat veya çıkarların için insanlara yanaşmak. Niye yalnızlık bünyemi kaplamış, neden çokluğun içinde yalnızım, ben bunu zaten biliyorum. Kimsenin akıl vermesine gerek yok ki?
Bana akıl değil, insan lazım…

 

Geceye bir şarkı ile veda edelim

Yine Merhaba Seyir Defterim…

Aslında yazacak çok şeyim var ama kelimelere dökemiyorum bir türlü. Nereden başlasam bilemiyorum. Geçmiş? Geçmişi artık unuttum ben, bahsedecek bir şey yok ki geçmişten. Tüm kapılar açık, sadece adım atmam gerekiyor. Adımı atıyorum sonra duruyorum. Dürüstçe oynamıyorlar ki. Ne yapsam bilemiyorum. O kadar çok kırılmış ki gönlüm, bir daha kırılmasını istemiyorum.

Gel sen de artık sonsuzluğum…

 

Gün sonuna geldik yine

İnsan içine çıkmaya alıştık artık sorun olmuyor ama güven duygum resmen yıkılmış. Sosyal, kültürel, fiziksel ve bilimsel olarak güçlenmeye başlamam lazım ama en ufak bir şeyde bir anda başa geri dönüyorum. Konuşmalarım da yeteri kadar düzelmiş ama topluluk içerisinde ve karşısında tam olarak hazır değilim. Ruhsal olarak yeteri kadar güçlü biriyim. Geçmişe geri dönmüştüm bir an için ve üzerimden birkaç saat içerisinde atabildim, kendimi toparlamam da birkaç saat sürdü.

Ama gel gör ki geçmişi asla değiştiremezsin. Seni tanımadan yargılayan insanları…  Yolları açık olsun 😊

Hayatım boyunca kimseden yardım istemedim. İstediklerim ise küçük önemsiz şeylerdi. Bazı şeyler için yardım alsam mı diye düşünüyorum ama karar veremiyorum… Neden karar veremediğim çok açık aslında, dedikodular 😊

Takma Erkan, boş ver, kim ne sanarsa sansın😊

Günün Özeti :)

Geçmişten bir şey hatırladım yine :'(

Oldum olası insanlara hep doğal, dürüst ve çıkar amacı gütmeden yanaştım ve hala da öyleyim. Ama gel gör ki, onlar bana asla böyle yanaşmadılar. Fark ediyorum, farketmiyor değilim. Belki kendine çeki düzen verir fikrini değiştirir diye süre veriyorum. Kesin olarak anladığımda ise direkt hayatımdan çıkarıyorum. Ama gel gör ki; beni salak hiçbir şey yapamaz sanıp devam ediyorlar. Halbuki ben salak değilim, deliyim 😊 Fiziksel olarak değil, ruhsal olarak  güçlü bir insanım. Siz daha adım atarken, ben direkt sona kadar koşup geri geliyorum. 😊

Yıkıldığın her an, yok olmadığına şükret
Kalk aynalara bak

Yorulduğun her an, kolay ölümden vazgeç
Kalk gökyüzüne bak

Yüreğine güneş koy
Yüreğine bulut koy
Yüreğine yıldız koy
Yola devam

Sen zamansız yürek yakan, hayatı yalan dolan
Olmadın hiçbir zaman

Ağla hiç kimseler duymadan, sevdiğine doymadan
Kendini unutmadan

Kalk kendine bir bak

13-14 Ocak Güle güle :)

İnsanlara alışmaya devam ediyoruz. Ama konuşmamı henüz tam olarak düzeltememişim, özellikle kalabalık durumlarda, takılıyorum bir anda. Yalnızlığa o kadar alışmışım ki, tam konuşmaya başladıktan sonra birden kendimi geri atıyorum. Bir boşluk var, hayatımda bir eksiklik. Dolduramıyorum bu boşluğu, bir türlü doldurmayı beceremiyorum. Bir doldurabilsem devamında yeni bir sayfa açacağım ama bu sayfayı nasıl doldururum hiçbir fikrim yok. Ama kötü olmayacağını biliyorum, kötü olmasına müsaade etmeyeceğimi…

Bugün de güzel bir gündü, insanlarla… Burada isim yazmak istemiyorum çünkü tüm dünyaya açılan bir pencere olduğundan dolayı.

Bugünü de kapattık bir şekilde. Sevdim sizleri iyi geceler 😊

Dipçe: Uygun bir şarkı arıyorum, kelimelere dökemediğim yerleri doldurmak için 🙂

 

Catch me as I fall

Bunalıma girmeye başlıyorum sanırım, bir şekilde kendime gelmem lazım. Ne zaman bir yerlerden düşsem birden kendime geliyorum. Çok düştüm ben, ne de olsa alışkınım. Kundakta iken yanan sobanın üzerine düşmüşüm.Yeni yürümeye başlar iken iki katlı evde, üst kata çıkıp merdivenlerden düşmüşüm, hem de iki kere. Salıncaktan düşmüştüm, üstüne demir oturma kısmı kafama çarpmıştı. Taşların üzerine düşüp ön dişimi bile kırmıştım çocuk iken. Servisten iner iken çok güzel düşmüştüm ama ilaç gibi gelmişti iyi reset atmıştı bana. Geçen yıl sabahları düştüklerimi saymıyorum bile . Ama en etkilisi çatıdan düşmemdi. İspatlayamadığım için etkisini atmam uzun sürdü zaten…

Bakalım Pazartesi kar yağacakmış. Ayağım kayıp düşerim yine bir yerlerden 🙂 🙂 🙂

8 Ocaktı bugün :)

Bugün bir arkadaş falıma baktı 🙂 Falımda da çıktı dedikodular, maddi ve manevi olarak zarar gördüklerim de çıktı. Tanışmadan yollarımızı çevirip çizdiğimiz de çıkmış. Bir habere canım sıkılacakmış, üzülecek mişim filan böyle gidiyor. Biri ile tanışacakmışım ve en sonunda huzura kavuşuyor muşum 😊