:)

Sizi üzmek, kırmak ya da rahatsız etmek değildi amacım, sadece gülümsetebilmekti . Bu bile yeter bana… Umarım başarmışımdır gülümsetmeyi…

Not…

Bugün yeni bir şey daha öğrendim. Bu tanışma işleri bana göre değil, ilk adımı atamıyorum. İnsanlar ile tanışmak benim için çok zor, hele ki hoşlandığın birisi ile. Yapacağın tek şey doğru bir anda küçük bir gülümseme göndermek. Ya da bir selam vermek. Eeee sorun ne o zaman, peki ya sonrası? Şu kadar basit bir şey benim için neden imkansız?

Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” demiş Sokrates… Acaba neden? 🙂 🙂 🙂

Bugünü de bitirdik…

Fiziken 36 yaşındayım ama ruhen kaç yaşındayım bilmiyorum. Çok nadiren rüya görüyorum, birisinde ağzımdan dişlerimi avcuma alıyordum, sanırım bu dişlerimin kırıldığı an olabilir. Belki de o anı hatırlamaya başlıyorum.  Her doğan yeni gün başlangıç ve her gözlerimi kapatışım bir son olmuş.

Bugünü de kapattık Erkan, yarın görüşürüz…

Zaman…

Zamanı yakalamalıyım, ama nasıl? Düşünmesini bilmeyen, sadece kendi çıkarları için insanlara yanaşanlar, başkalarının kavga etmesinden haz duyan  insanlar yanıma yanaşmasa, olmasalar, aslında fark bile atarım zamana ama naparsın işte hayat böyle devam ediyor. Neyse bu 2 haftalık format iyi geldi bana ama üşüttük be, nezle olduk :/

Biraz geç ama güzel bir haber…

Çalışmaya başladığımdan beridir tanımak istediğim birine, “evli çocukları var” denmişti. Ve bunu öğrendiğimde çok üzülmüştüm. Ve biraz saçma davranışlarım olmuştu. Bugün öğrendiğime göre yokmuş. Acaba hangisi doğru, bence de yoktur.

Tanımak isterim ama ben yine de tanışamayacağım. Bunaldım işten ve bazı insanlardan, iki hafta dinleneceğim. Ve 10 kilo daha vermeye çalışacağım. Keşke tanışabilsem döndüğümde, keşke birbirimizi tanıyabilsek :'( Belki çok iyi arkadaş olabilirdik. Sonrasının ne olacağını kimse bilemez…

Varsa bir sonu, sonuna kadar…

Aslında sorun bende değil. Hep bu görücüler yüzünden, bir de dedikoducular yüzünden. Ha bir de aralara girmeye çalışan kişiler de var, romantizmin içine edenler.

Neyse ne yapalım yani, sıra bize gelmiyor ki… En güzel, en doğru anı yakalayamıyoruz. Yakaladığımız zamanda da hep yanlış kişiler etrafta oluyor.

Ruhuma eşlik edebilecek bir kişi bulamadık yine…

Şuraya bir dipçe daha ekleyeyim bari: Hala duvarlarımın ardında saklanan, benim her düştüğümde daha güçlü bir ruhsal yapıyla ayağa kalkmamı sağlayan aşkın sahibi çıkmadı… Neredesin ruhum???

Hangi bedende, hangi zamanda, hangi alemde???

Çıkmaz Sokaklar

Bugün çok heyecanlı bir gündü, dehşet bir gündü demeyi çok isterdim ama sıradan bir gün daha geçirdik işte ne olsun. Farkı kitap okumaya başladım ama gözlerim de çok bozulmuş, ha bir de kilo almaya başladım :’( Hata bende, sabit tutuyorduk ne güzel bir 10 kilo daha verebilmek için, bunaldım falan filan derken abur cubura daldık gene. Sabahları ne güzel mekik filan çekiyordum onu da aksatmaya başladık. Tadım kaçmış benim ya iyice, mizahi yönlerimi de kaybetmeye başlamışım. Nasıl desem, boğazına kadar pisliğe batılmış olan bir durumda bile gülmeyi gülümsetmeyi başarırdım. Şimdi ise duygularımı kaybediyorum. Tayin hakkımı mı kullansam ki? Belki hava değişikliği iyi gelir… Ya da bilardoya tekrar mı başlasam ki? Bir uğraş lazım bana… Bisiklet mi alsam ki?

Sonuç olarak bugünü de bitirdik bir şekilde…

Sıradan bir gün…

Sıradan bir gün daha geçti gitti böyle. Yazacak pek bir şey yok. En azından varlığı ile dengemi bozan kimse yoktu. Ama kardeşim gibi gördüğüm iş arkadaşlarımın birazcık istemeden kalbini kırdım. Sessiz kalınca da onlar seni anlamıyor ki, olacağı buymuş. Üzgünüm…

Kitap okumaya başlayacağım, kaybettiğim 10 yılımı telafi etmek için önce okumamı tekrar geliştirmem lazım.  Ardından bilimsel kitaplara yönelirim. Belki kpss’ye girip öğretmen olmaya çalışırım ya da Ales e girip akademik bir personel mi olsam. Bilemiyorum ki, aslında şuanda iyi durumdayım ama insanlarla tanışamadıktan sonra, konuşmamı düzeltemedikten sonra neye yarar…

Ve günün parçası;

Gözyaşlarına esir olma
Akıt onları nefretin gibi,
Bir sır ver ta derinden
Anlatsın gözlerin gizemini!

Yeni haftaya giriyoruz…

Haftasonu; en sevmediğim şey şimdilik. Nedeni çok belli dışarı çıkmak için bahanem olmuyor. Futbolla bile fazla bir alakam yok, can sıkıntısından yine iddaa oynadık. Dün kaybettik bugün kazandık. Sonuç olarak olduğumuz yerde saydık. En azından vakit geçmiş oldu. Kitap okumaya çalışacağım, eğer okumayı becerebilirsem. Ama çok sıkıcı senin yaşayamadığın şeyleri okumak. İnsanın kalbi kırılıyor. Film de izleyemedin zaten, yine senin yaşayamadığın şeyler olduğundan dolayı. Hayata bağlanmaya çalışıyoruz işte. Ama paylaşacak kimsen olmayınca, hiçbir anlamı olmuyor… Ne bir arkadaş kalmış ne bir dost. Rahatsız etmemek için aramıyorum ki ben onları, telefon kullanmasını sevmediğimden arayamıyorum ki ben, konuşacak bir şeyim olmadığı için, iç dünyamda hayallerimden başka bir şey olmadığından dolayı konuşamıyorum… Tek başıma kaldığım için konuşamıyorum…

Yeni haftaya giriyoruz Erkan, yine rutin şeylerle uğraşacağız… Nerede problemli var zaten beni buluyor… Bilmiyorlar ki duygularımın can çekiştiğini…

Yalnızlık O’na mahsus derler bir de… Peki ben niye yalnızım milyarların içerisinde… Tanışma özürlüysem suç sadece benim mi?